|
TARKAN,
çizgi roman dünyasındaki başarısını beyazperdeye de taşımış ve
TARKAN Filmleri çevrildikleri yıllarda gişe rekorları kırmıştır.
Tarkan'ın birbirinden sürükleyici maceraları dönemin en geniş
imkanlarıyla başarılı bir şekilde sinema filmlerine dönüştürülmüştür.
Beyazperdede TARKAN'ı bilindiği gibi tarihi filmlerin değişmez
aktörü KARTAL TİBET canlandırmıştı. Kartal Tibet'in
dışında, İsveçli bayan oyuncu EVA BENDER de çizgi romandaki
unutulmaz Büyücü GOŞHA ve Viking Kralı'nın kızı URSULA olarak
yer almıştı. |
 |
| |
|
KILIÇ ŞIKIRTILARI
Karaoğlan, Malkoçoğlu ve Tarkan filmleri...
Bunlar sadece resimli roman uyarlamaları değil, aynı zamanda
her şeyiyle bize ait, benzeri zor bulunur bir film türünün de örnekleri.
Günümüzde çok yanlış bir uygulamayla özel televizyonların öğleden
sonra kuşaklarında dönerek gösterilen bu filmlerin sansürsüz
halleri özel bir ilgiyi hakedecek kadar erotizm, şiddet ve
fantezi
içeriyor.
Tarkan çizgi romanı
1967'de Sezgin Burak tarafından Hürriyet gazetesi sayfalarında
yayınlanmaya başladı. Tarkan, yalnızca son derece özenli resimleri
ile değil, aynı zamanda değişik öyküleri ile de diğer tüm tarihsel
çizgi romanlardan ayrı bir değer taşır. Batı Hun hakanı Atilla'nın
gözde savaşçısı Tarkan'ın maceraları kuzey-orta Avrupa'da cereyan
ediyor, dolayısıyla Vandallar, Vikingler ve benzeri kavimler bu
maceraların eksenine oturuyordu. Yani Malkoçoğlu, Kara Murat,
vb gibi 500 sene öncesinin değil de 1500 yıl öncesinin dünyasını
yansıtıyordu. Dolayısıyla Tarkan çizgi romanlarının ve de bu kaynağa
oldukça sadık kalarak çevrilen filmlerinin diğerlerinden çok daha
büyüleyici, efsanevi, mitik ve fantastik bir havası vardı. Orta
Çağlar'ın bildik kılıç pelerin filmlerinden ziyade adeta Conan,
Herkül gibi tarihöncesi Karanlık Çağlar'da geçen kılıç-sandalet
filmlerine yakındılar. İngiliz araştırmacı-yazar Pete Tombs "Mondo
Macabro" adlı eserinde, Tarkan filmlerinin dünya fantastik sinemasının
en iyi niteliklerini barındırdığını boşuna söylemez.
Aylık SİNEMA Dergisi- Eylül 1999 - Kaya ÖZKARACALAR
|
| |
|
TARKAN - GÜMÜŞ EĞER
İlk
Tarkan filmi, 1969'da Tunç Başaran tarafından çevrildi, yönetmenlik
görevini Mehmet Aslan üstlendi. Öncelikle itiraf edelim ki Tarkan
filmlerinde, pek ırkçılık boyutlarına varmasa da buram buram şoven
bir milliyetçilik sırıtıyor. Ancak bu şovenizm çok şükür ki o
kadar saçma şekillerde tezahür ediyor ki gülünç olmaktan kurtulamıyor.
Örneğin ulus/millet kavramının olmadığı bir çağda sık sık "Türk
ulusu" lafları duyuyoruz. Üstelik "Türk" sözcüğü Atilla'dan birkaç
yüzyıl sonra Göktürkler'le birlikte kullanılmaya başlanacak olmasına
karşın Tarkan kendini "Hun Türkü" olarak tanıtıyor. Ve saire,
ve saire... Ancak bunlar bir yana, Tarkan filmleri birer popüler
sinema başyapıtı niteliği taşıyorlar kanımca. Genç yaşta intihar
eden Sezgin Burak'ın çizgi romanlarından uyarlanan (ve de çoğunun
senaryosunu bizzat onun yazdığı) Tarkan filmlerinde yok yok,
herşey var. Uzun deniz yolculukları ile varılan uzak diyarlar,
adam yiyen dev ahtapotlar, gizli bir mağarada taşa saplı kutsal
kılıçlar, sisli ormanlar, harabe şatolar, uçurumlar, bataklıklar,
gizli geçitler, öldürücü güzellikte kadınlar, garip ayinler, bol
bol çıplaklık, yatak sahneleri, peçe takıp zevk için genelevde
çalışan imparatoriçeler, zindanlar, çılgın orjiler, büyücüler,
yılan dolu kuyular, tek gözlü iri kıyım adamlar, dev örümcek ağları,
cadılar, vampirler, büyücüler, bol bol kan, Kung-Fu yapan Çinliler,
zenciler, Roma arenalarında gladyatör döğüşleri, ırza tecavüzler,
zincire vurulup kırbaçlanan güzeller, boğazına kadar toprağa gömülüp
kafasına tekmelenen adamlar, yani aklınıza gelebilecek her türlü
fantastik, erotik ve de sadistlik motif... |
| |
|
Aslında tam bir "geceyarısı sineması" ürünü olan Tarkan filmleri ne yazık
ki son zamanlarda televizyonlarda sanki çocuklara hitabeden filmlermiş
gibi öğlen saatlerinde gösteriliyorlar ve böyle olunca beklenildiği
gibi yoğun biçimde sansürleniyorlar (Bu filmler, geçmişte göçmen
Türk toplumu için Almanya'da sansürsüz olarak video piyasasına
sürülmüştü; ülkemizde de RTÜK öncesi dönemde televizyonda sansürsüz
olarak gösterilmiş oldukları söyleniyor). Serinin en hayranlık
uyandırıcısı olan "Tarkan Altın Madalyon"a (1972) bir bakalım.
Bu film, "Tarkan Gümüş Eyer"in (1970) devamı niteliğinde. O filmde
Tarkan'ın yok ettiği büyücü Goşa (Halit Refiğ'in eski karısı, İsveçli
"Eva Bender", gerçek adı; Eva Abramson), bu filmde diriltilecektir.
Filmin başlarında bir rahibe ve üstsüz bir dansöz kaçırılıyor.
Daha sonra bu kurbanlar, her ikisi de üstsüz olarak, kötü bir
büyücü tarafından gizli bir mabette haça geçiriliyorlar. Büyücü
her iki kadını da bıçaklıyor ve oluk oluk akan kan haçların dibindeki
kanallar aracılığıyla bir iskelete ulaşıyor. İskelet yavaş yavaş
kanla birlikte dirilip çırılçıplak durumdaki genç ve güzel Goşa'ya
dönüşüyor ve (göğüs uçları saçları tarafından örtülen) Goşa diriliyor.
Filmi televizyonda izlediğinizde ise rahibenin kaçırılmasının
hemen ardından Goşa'nın dirildiği ana geçiliyor. Filmin diğer
bir kaydadeğer sahnesinde ise çırılçıplak olarak ata binmiş Goşa,
Tarkan'ın arkadaşlarından birinin yavuklusunun karşısına çıkıyor
ve genç kadını ipnotize ediyor. Genç kadın, bilinçsizce Goşa'ya
doğru ilerlerken dev bir örümcek ağına yakalanıyor ve Goşa, onun
kanını içiyor. Bu sahne televizyonda gösterildiğinde yakın plan
çıplaklık içeren kareler, ve bu arada kan içme anları, kesilmiş
durumda: yalnızca zavallı kadının dev örümcek ağına yakalanışını
görüyoruz. Tarkan sislerle kaplı ormanın içinden, bir uçurum arasındaki
asma köprüden geçerek Goşa'nın şatosuna ulaşıyor. Burada yerden
kazıkların yükseldiği bir odada metalik bir adamla
mücadele ediyor.
Onu tek zayıf noktası olan gözlerinden kazıklayarak öldürdükten
sonra çılgın kahkahaların geldiği başka bir odaya geçiyor.
Duvarları kıpkırmızı renkteki bu odada yüzü kukuletalı bir savaşçıyla
kılıç dövüşü yapıyor. Tarkan, bir kılıç darbesiyle rakibinin üstündeki
elbiseyi yırtıyor ve elbisenin ardından savaşçının dolgun göğüsleri
görülüyor. İkinci bir kılıç hamlesiyle kukuletayı çıkarınca (evet,
bildiniz) Goşa'nın yüzü meydana çıkıyor ve Tarkan'ı ipnotize ediyor.Aniden
odanın zemininde dev bir örümcek ağı deseni beliriyor ve Goşa,
bu desenin üzerinde yere yıkılan Tarkan'ın üstüne binip onun kanını
içiyor. Daha sonra Goşa bir mahzende dev bir örümcek ağının içindeki
Tarkan'ın önünde çırılçıplak dansederken görülüyor. Ama tabii
ki televizyonda bunları görmüyoruz, Tarkan'ın kukuletalı savaşçıyla
kılıç döğüşüne girişmesinden itibaren herşey, Goşa'nın Tarkan'ın
kanını içmesi, sonra önünde dansetmesi tamamen kesilmiş. |
| |
|
İnceleme yazısı, Tarkan gibi dönemin diğer
çizgi roman kahramanları konu edilerek çevrilen filmlerin 70'li
ve 80'li yılların sinema dünyasındaki yerinden söz
edilerek sürdürülüyor
ve şu şekilde sona eriyor;
.... 1980'le birlikte seks furyası sona erdirilince Yeşilçam adeta
"nerede kalmıştık" diyerek bir süre Cüneyt Arkın'lı filmlere yöneldi.
Bu dönemde Cüneyt'li kimi aksiyon-polisiye filmlerinin yanı
sıra
iki adet de Cüneyt'li tarihsel film çekildi: "Kanije Kalesi" ve
"Son Akın" (her ikisi de 1982; yön.: Yılmaz Atadeniz). "Son Akın",
çok manidar bir ad taşıyordu çünkü artık köprülerin altından çok
sular akmıştı. Video'nun rekabeti karşısında can çekişen Yeşilçam
zaten birkaç yıl sonra Özal'ın ekonomik "liberalizasyon" furyasında
sinema endüstrimizin dağıtım sektörünün yabancı oligopollere peşkeş
çekilmesiyle son nefesini verecekti. |
| |
|
GAZETELERDEN TARKAN FİLMLERİ
HABERLERİ... |
|
İlk TARKAN filmi öylesine büyük bir ilgi görmüştü ki
yapımcılar ilk filmden sonra devam filmlerini çekmek için
derhal kolları sıvadılar. Sezgin Burak, bu sonucu
bekliyordu. TARKAN'ın yükselişi sinema ile devam
edecekti. |
|
|

Filmde TARKAN'ın kurdunu oynayan "CON" un sahibi de ilk filmin bu kadar ilgi
görmesinden sonra boş durmayarak sahibi olduğu "CON" un film ücretine
zam yapılmasını istemişti. |
| |
|
KURT |

TARKAN filmlerinin ilk ikisinde rol
alan kurt köpeği Con gerçekten çok akıllı bir köpekti.
Öyle ki, caddede karşıdan karşıya geçerken trafik
ışıklarını kullanmayı dahi öğrenmişti. Ne yazıkki bu
kıymetli köpek, trafik ışıklarına aynı dikkati
göstermeyen bir sürücünün kullandığı aracın altında
kalarak can verecekti.
(Gümüş Eyer filminin galasında, Kartal Tibet,
Kurt "Con" ve Kurt'un sahibi...) |
| |

SEZGİN BURAK ve KURT... |
|
|
Copyright © 1999, 2005 -
Tüm hakları saklıdır. RESİMLİ ROMAN |
|